<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ararat&#039;ın itibarı</title>
	<atom:link href="http://www.araratinitibari.com/blog/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.araratinitibari.com/blog</link>
	<description>Büyük Ağrı Dağı, Masis, Kuhi Nuh</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Mar 2012 09:15:25 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>KÜRT AÇILIMI</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/kurt-acilimi.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/kurt-acilimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 09:15:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Hoşap Kalesi, Van Kalesi, Isak Paşa Sarayı.
Kürtlere bir bölge ayrılsın.
Erivan, Nahcivan, Van.
Kürtlere Ermenistan ile Nahcivan arası bir bölge ayrılsın.
Lazistan, Kürdistan, Özerk Bölge, adına ne denirse densin. Kürtler, ayrılan bu bölgede, kendi kimliklerini oluşturabilsin. Hangi lehçe, hangi alfabe, nasıl bir eğitim?  T.C. güdümü, kaydı, kısıtlaması olmaksızın, Kürtler kendi özgün kimliklerini oluşturabilsinler. Kendi üniverstelerini kurabilsinler.Türkçe Kürt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hoşap Kalesi, Van Kalesi, Isak Paşa Sarayı.</p>
<p>Kürtlere bir bölge ayrılsın.</p>
<p>Erivan, Nahcivan, Van.</p>
<p>Kürtlere Ermenistan ile Nahcivan arası bir bölge ayrılsın.</p>
<p>Lazistan, Kürdistan, Özerk Bölge, adına ne denirse densin. Kürtler, ayrılan bu bölgede, kendi kimliklerini oluşturabilsin. Hangi lehçe, hangi alfabe, nasıl bir eğitim?  T.C. güdümü, kaydı, kısıtlaması olmaksızın, Kürtler kendi özgün kimliklerini oluşturabilsinler. Kendi üniverstelerini kurabilsinler.Türkçe Kürt değil, Kürtçe Kürt kimdir, ne dir, hem kendileri hem biz bilelim. Kürt kimliği çözülmüş olur.</p>
<p>Apo ve Kandil’dekiler orada kendi ideoloji ve düzenlerini oluşturabilsin. Silahlar susar.  Kaçakçılık ticarete,  oradaki pek çok küçük kasaba büyük metropollere dönüşür.</p>
<p>Silahlar susar. Kürt kimliği çözülür. Bizdeki Anayasa, demokrasi, handikapları aşılır&#8230;.</p>
<p>Bu liste detaylandırılabilir, listeye daha pek çok argüman eklenebilir.</p>
<p>Özet olarak Devlet ile Kürtler ayrışsın. Devlet ile Kürtlerin ayrışması aralarındaki kör döğüşü pozitif rekabete dönüştürür. Kürtler kendi heyecanlarını yaşar. Demokrasi handikapları kalkar, Türkler birey hakları öne çıkan yeni anayasa heyecanı yaşar.</p>
<p>Kör döğüş her iki tarafta demokratikleşme yarışına dönüşsün!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/kurt-acilimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RADYO ERİVAN</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/radyo-erivan.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/radyo-erivan.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 12:43:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Amerika’da cüce var mı?
R.E. Var ama bizimkiler daha büyük.
Soru: Amerika’da herkesin arabası varmış, doğru mu?
R.E. Var ama bizim park yerimiz daha çok.
Soru: Erkeklerin çocuğu olur mu?
R.E. Olmaz ama insanlar bunu hep deniyor.
Almanya’da yayınlanmış, Ermenileri horlayan, bu takım kitaplar vardır. İnternette, Radio Eriwan diye aratırsanız “Fragen an Radio Eriwan, Eriwan Witze” vs başlıklar altında, Laz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<pre><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Soru: Amerika’da cüce var mı?
R.E. Var ama bizimkiler daha büyük.</span></span></span></pre>
<p><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Soru: Amerika’da herkesin arabası varmış, doğru mu?<br />
R.E. Var ama bizim park yerimiz daha çok.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Soru: Erkeklerin çocuğu olur mu?<br />
R.E. Olmaz ama insanlar bunu hep deniyor.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Almanya’da yayınlanmış, Ermenileri horlayan, bu takım kitaplar vardır. İnternette, Radio Eriwan diye aratırsanız “Fragen an Radio Eriwan, Eriwan Witze” vs başlıklar altında, Laz fıkraları gibi anonim üretilmiş, pek çok materyal bulabilirsiniz.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Ermeniler ile Türklerin, Kürtlerin, Azerilerin ortak tarihleri, kültürleri vardır, dostluklarının veya sürtüşmelerinin olması doğaldır. Fakat Almanların Ermenilerle ortak bir geçmişi, tarihleri vs yoktur. Almanların Ermenilerden alıp veremediği nedir?</span></span></span></p>
<p><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">19. YY ortaları, bir inanca hücum ediliyor. Ermeni okulları kapatılıyor, Ermenice yasaklanıyor. Tarihin karanlık yüzü; komünizm inanç olmuştur. Klavuz Alman profesörler…</span></span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">20. YY başları, benzer şeyler dağın bu tarafında oluyor. Tehciri ittihatçılara Almanlar empoze ediyor. O tarihlerde Osmanlı genelkurmayı Alman paşaların elinde. Yiğit Bulut bir programında değindi, tehcirde bütün belgelerin altında Alman paşaların imzası var. Tehcirin fikir babası, tehcir kararını aldıran ve uygulayan Almanlardır.</span></span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Almanların Ermenilerden alıp veremediği nedir?<br />
Bilinmeyen, görülmeyen bir konudur bu.</span></span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Komünizm, bizdeki adı ile devletcilik, yeni versiyonu ile Avrupa Birliği ideolojileri Alman patentlidir, Alman icadıdır. Alman klavuzluğunda, yönlendirmeleriyle olmuştur diyelim. Bu ideolojiler Ararat kökenlidir, devletin varlığı Ermenilerin yokluğuna endekslidir. Ermenilerin yokluğuna endeksli ideolojilerde hukuk oturmaz, devlet çelişkilidir kendini fesheder. </span></span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">İnancın aslı ne diyor, Prof. Parrot ne diyor? Prof. Parrot’un ne dediği değil varlığı bile bilinmiyor (Birkaç dağcı dağa ilk çıkan kişi olarak bilir).</span></span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Ararat’ın turizme açılması ve bu yüce dağın mesajlarının kitlelere ulaşması gerekiyor. İnsanlığın temel sorunu Ermeni sorunu sanılıyor.</span></span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Komünizmin mucidi ve AB ile halen en büyük uygulayıcısı olan Almanlar, Ermenlerin şahsında komünizmi ti ye alarak komünizmin mucidi ve savunucusu Ermeniler olduğunu sanarlar.</span></span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Radio Eriwan’a bi göz atın, sıkı espriler de bulabilirsiniz.</span></span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #333333;"><span style="font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Soru: Şimdi, Rus vatandaşların ev eşyalarını internetten ısmalayabildikleri doğru mu?<br />
R.E. Doğru, teslimat da internetten yapılıyor.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/radyo-erivan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÜRT SORUNU TURİZM İLE ÇÖZÜLÜR&#8230;</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/kurt-sorunu-turizm-ile-cozulur.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/kurt-sorunu-turizm-ile-cozulur.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 14:21:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[Kürt sorunu ancak turizm ile çözülebilir, başka da çözümü yok. Eğer çözüm aranıyor ise sorunun çözümü turizmdedir.
1829 yılında dünyanın kaderini değiştiren bir olay yaşandı. Litvanyalı bir profesör Ararat&#8217;ın tepesine bir tabela dikti. Bu tabela ile var olan inanç değiştirildi komunizm (devletcilik) ideolojisine dömüştürüldü. Komunizm çöktü ancak inançta aslına dönülemedi. Halen dünyanın kaderini Litvanyalı Profesörün diktiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt sorunu ancak turizm ile çözülebilir, başka da çözümü yok. Eğer çözüm aranıyor ise sorunun çözümü turizmdedir.</p>
<p>1829 yılında dünyanın kaderini değiştiren bir olay yaşandı. Litvanyalı bir profesör Ararat&#8217;ın tepesine bir tabela dikti. Bu tabela ile var olan inanç değiştirildi komunizm (devletcilik) ideolojisine dömüştürüldü. Komunizm çöktü ancak inançta aslına dönülemedi. Halen dünyanın kaderini Litvanyalı Profesörün diktiği tabela belirliyor. Litvanyalı Profesörün ideolojisi “resmi görüş” olarak en etkin şekilde dünyaya hükmediyor.</p>
<p>Nasıl mı?</p>
<p>1982 yılında Ağrı Dağı turizme açıldı.</p>
<p>Genel Kurmay Başkanlığı izin verdi. Resmi protokol yayınlandı. Turistler tam tekmil kimlik bilgileriyle müraccat edip izin alacak, Protokol Genel Kurmay, MİT, İçişleri ve Dişişleri bakanlıklıkarı koordinayonu ile yürütülecekti.</p>
<p>Turizmci idim, var gücümle çalıştım. 5 yıl sonra protokol, 5 bakanlık, 7 kurum ve kuruluşun katıldığı 170 imza gerektiren muazzam bir bürokratik kaosa dönüştü. Bir turistin Ağrı Dağına çıkmaksı için 5 bakanlık, Genelkurmay, MİT, Valilik, Kaymakamlık her makamdan tek tek alınması gereken 170 imza. Yaptığımız işin turizm ile alakası yoktu.</p>
<p>10 yıl içinde turizm kaosa, kabusa, teröre dönüştü.</p>
<p>Turizm çöktü ama neden çöktüğü, sistemin neden işlemediği, işliyemeyeceği kimseyi ilgilendirmedi.</p>
<p>Bugüne gelelim. Anayasa Komisyonuna üyelerine yazdım ve kitap gönderdim:</p>
<p>1982 nin şartları ve o günlerin inançlarıyla, askeri bir protokol yapıldı ve uygulandı. Üstüne basarak tekrar ediyorum: Yapıldı ve uygulandı. Söz konusu protokol kitabın 136 -143. sayfalarında verilmiştir. Bugün sivil irade, halen yürürlükte olan, yürüyeceğine inanılan ve dayatılan, o askeri protokolün yerine nasıl bir düzenleme getirip yasallaştırabilecektir?<br />
Anayasa Komisyonunda Kürt millet vekilleri de var.  Yazıyı ve kitabı üyelerin hepsine gönderdim. Kürt millet vekilleri o protokolün yerine ne önerebilir?</p>
<p>Ne Anayasa Komisyonunun, ne de Kürtlerin, ne turizm  ne de “Sivil Anayasa” konusunda üretebileceği çözüm yok. Çünkü “resmi görüş” veya resmi ideolojinin karşıtı sivil görüş, sivil ideoloji diye bir kavram bir inanç yok.</p>
<p>Ararat&#8217;ta birbirini takip eden 3 tane peygamber var (Masis Ermenilerin, Ağrı Kürtlerin, Ararat insanlığın dağıdır).<br />
Hz. Nuh<br />
Hz. Yakup (Hl. Hagop, Jacob)<br />
Prof. Parrot (Johann Jacob Friedrich Parrot).</p>
<p>Bu peygamberlerin insanlığa mesajları var. Bu mesajlar bugün Ararat&#8217;ın turizme açılması ile ortaya çıkabilecektir.</p>
<p>Devlet dayatması ve veya Kürt dayatması ile sorunun çözümü mümkün değildir. Kimin ne dediği yani sorunun çözümü turizm ile mümkündür.<br />
Bu sene, bir yıl sonra veya 5 yıl sonra, 50 yıl sonra veya 150 yıl sonra, bütün yolların denenip olmadığı görüldükten sonra ortak akıl bunu görecek Dağı dağın kuralları ile turizme açacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/kurt-sorunu-turizm-ile-cozulur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ulvi Kanuna göre Anayasa</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/ulvi-kanuna-gore-anayasa.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/ulvi-kanuna-gore-anayasa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Oct 2011 08:22:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[www.araratinitibari.com
Anayasa Komisyonu
Türkiye Büyük Millet Meclisi Ana Bina 2. Kapı Kat:B1
Bakanlıklar / Ankara
Telefon: +90 312 420 53 78 &#8211; 80
e-Posta: yenianayasa@tbmm.gov.tr
Konu:  Ulvi Kanuna göre Anayasa
İstanbul, 27.10. 2011
Sayın Başkan,
Anayasa Komisyonunun Sayın Üyeleri
yapılacak anayasa çok konuşuldu,  çok beklenti oluştu. Şu veya bu ölçülerde, devleti kısıtlayan,  birey hak ve özgürlüklerini öne çıkaran, bir anayasa yapılacaktır.
“İnsanın onur ve haysiyeti dokunulmazdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>www.araratinitibari.com</p>
<p>Anayasa Komisyonu<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi Ana Bina 2. Kapı Kat:B1<br />
Bakanlıklar / Ankara<br />
<strong>Telefon:</strong> +90 312 420 53 78 &#8211; 80<br />
<strong>e-Posta:</strong> <a href="mailto:yenianayasa@tbmm.gov.tr">yenianayasa@tbmm.gov.tr</a></p>
<p>Konu:  <strong>Ulvi Kanuna göre Anayasa</strong></p>
<p>İstanbul, 27.10. 2011</p>
<p>Sayın Başkan,<br />
Anayasa Komisyonunun Sayın Üyeleri</p>
<p>yapılacak anayasa çok konuşuldu,  çok beklenti oluştu. Şu veya bu ölçülerde, devleti kısıtlayan,  birey hak ve özgürlüklerini öne çıkaran, bir anayasa yapılacaktır.</p>
<p>“<strong>İnsanın onur ve haysiyeti dokunulmazdır. Tüm devlet erki ona saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür</strong>”</p>
<p>Alman Anayasası birey hak ve özgürlüklerini ön plana alıyor ve 1. Maddesi böyle diyor; İnsan onuru dokunulmazdır.  Bu madde görünüşte Ulvi Kanun ile de örtüşüyor. Ancak maalesef maddenin fiiliyatta geçerliliği yoktur.  Zira Alman Hukuk Sistemi Parrot çıkışını “Resmi Çıkış” kabul eder. Parrot inancına göre, aşağıda belirteceğim,  insan onuru çıkılmıştır, esas olan devlet otoritesinin çıkılmazlığıdır. Alman hukukunda hakim olan inanç,  yürürlükteki teamüller, insan onur ve haysiyetini (bilerek veya bilmeyerek) yok sayar.  Ayrıca, Ulvi kanuna göre yukarıdaki madde zaten eksiktir.  Birey hakları mülkiyet hakkı ile bir bütündür. Alman Anayasasında mülkiyet, birey hak ve özgürlüklerinin son sıralarında, 14. Maddede yer alır, “Mülkiyet yükümlülük doğurur. Mülkiyet hakkının kullanımı aynı zamanda toplumun yararına hizmet etmelidir” gibi ifadelerle özel mülkiyeti ret edici, kısıtlayıcı yöndedir.  Alman halkının büyük çoğunluğu mülkiyeti devlete ait olan evlerde devlete kira ödeyerek yaşar.  Dolaysıyla yukarıdaki maddenin işlevselliği yoktur.</p>
<p>Fransız Anayasasına bakalım. Fransız Anayasası, bizim anayasalar gibi devletçidir, devleti tarif eder, devleti ön planda tutar.  Fransa’da birey hak ve özgürlükleri Almanya’dan daha ileridir.</p>
<p>O halde yapılacak anayasanın şekli ve içeriği kadar istinadı ve fiiliyatta işlevselliği önemli olmalıdır. Sn. Cemil Çiçek’in de ifade ettiği gibi anayasa yazmak değil, anayasa yapmak önemlidir.</p>
<p>TOKİ devletin arazileri üzerine ihale ile ev yaptırır, yapılan evler vatandaşa satılır.  Daire 25 bin TL (peşin alınan ve müteahhide ödenen para),  daire vatandaşa 100 bin TL satılır.  Devlet arsayı mamul hale getirip daha iyi fiyattan vatandaşına satmış olur.  Almanya’nın ev kiraya vermesi ile Türkiye’de TOKİ’nin ev satması aynı şeydir. Yani mülk devletindir.</p>
<p>Mülk devletin değildir.</p>
<p>1829 yılında Rus Almanı Prof. Parrot Ararat’ın tepesine bir tabela dikti.  Bir seri olaylar ve zorlamalar sonucu bir inanç değiştirildi, komünizm ideolojisine dönüştü. O zamandan beri insanlık Ulvi kanun ve ulvi kanunun kavramlarını bilmiyor.</p>
<p>Hz. Yakup ile aile, mülkiyet, özel yaşam, insan onuru kutsandı, dokunulmaz kılındı. Prof Parrot Hz. Yakup’u kenara itti, Ararat’ın zirvesine Komünizm Anayasasını dikti, komünizm ve devletçilik inanç oldu. Bilindiği gibi komünizm özel mülkiyeti inkâr eder.</p>
<p><strong>İnsan onuru, aile, özel yaşam, mülkiyet kutsaldır, mahremdir, dokunulmaz. Devlet vatandaşının onurunu, malını, canını, mahremiyetini korumakla mükelleftir.</strong> Ulvi Kanuna göre, Anayasanın birinci maddesi böyle olmalıdır.</p>
<p>Anayasanın 1. Maddesinin böyle olması yetmez. TOKİ benzeri uygulamalarla, arsa bedeli alınmaksızın, bütün vatandaşlar mülk sahibi yapma yoluna gidilmeli, böylece, yukarıdaki maddeye elle tutulur fiiliyat ve geçerlilik kazandırılmalıdır.  Bütün vatandaşların mülk sahibi olması gerçek anayasa değişikliği olacak, birey hak ve özgürlükleri fiiliyat kazanacak, ülke çapında heyecan ve dinamizm oluşacaktır. Mutabakat anayasası olacağına göre paye bütün partilerindir.</p>
<p>Ulvi Kanun’un kaynağı,  Sivil Anayasanın da Askeri Anayasaların da istinadı Ağrı Dağının çıkılmazlığıdır.</p>
<p>Ülke olarak orada yaşadığımız turizm tecrübesi devlet yapılanmamızın maketidir.  Burayı çok iyi izah etmem lazım. O günlerin şartları ve o günlerin inançlarıyla, askeri bir protokol yapıldı ve uygulandı. Üstüne basarak tekrar ediyorum: Yapıldı ve uygulandı. Söz konusu protokol kitabın 136 -143. sayfalarında verilmiştir.  Bugün sivil irade,  halen yürürlükte olan, yürüyeceğine inanılan ve dayatılan,  o askeri protokolün yerine nasıl bir düzenleme getirip yasallaştırabilecektir?</p>
<p>Bu sorunun cevabı Avrupa Parlamentosunda da yok. Zira Sivil Anayasa’nın istinadı yok, iptal edilmiş. O istinadı yerine biz koymak zorundayız. Sivil otoritenin düzenleyeceği turizm protokolü  “Sivil Anayasa”nın sağlaması olacaktır. Başka bir deyişle:</p>
<p>Yapılacak Anayasa Ararat’ta turizm yapmaya imkân tanıdığı ölçüde sivil olacak ve kalıcı olacaktır. Devletin bekası (1) ve Kürt sorunun çözümü de bu cümlenin içindedir.</p>
<p>Devlet ikileminin her türlü eziyetine maruz kaldım, inancın her aşamasını yaşadım, Ağrı Dağı’nı, Prof. Parrot’u, devlet aymazını irdelemek zorunda kaldım. Komisyon çalışmalarına danışman olarak katılabilir, birey haklarını tüm ülkede ön plana çıkaracak, devlet ile Kürtleri uzlaştıracak (ayrıca o bölgeyi Kâbe gibi turizm cennetine çevirecek), anayasa yapımına katkıda bulunabilirim.</p>
<p>Gemiyi en iyi biz tanımak ve yorumlamak zorundayız. Ağrı Dağında turizm yaptığımız 1982 -1992 yıllarında, ilgili kurumların temsilcileri zaman zaman toplanır, tabi olduğumuz “Turizm Protokolü” değişen günün şarlarına uyarlanır, yeni protokol metni yayınlanırdı. Yapılacak anayasa günün koşullarına uyarlanmış bir anayasadan ibaret kalmasın, cihana örnek anayasa olsun dilerim.</p>
<p>Saygılarımla,<br />
Mustafa Bilgili</p>
<p>(1) Devletçilik İnancı kendi içinde çelişkilidir, yürümez. Prof. Parrot Ararat’ın tepesine diktiği tabela ile bundan böyle devlet otoritesi çıkılamaz der, diğer taraftan ben çıktım diyerek çıkılamaz dediği otoriteyi inkâr eder, iptal eder.  Böylece sistem kendi tezadı ile kaosa dönüşür ve kendini iptal eder. Bu sebeple komünizm çökmüş, Sovyetler Birliği dağılmıştır.</p>
<p>Devlet olarak uyguladığımız  „Resmi” Ağrı Dağı Turizmi devlet yapılanmamızın anatomisi gibidir, Parrot çelişkisi en açık ve net şekliyle görülür. Resmi – ideolojik Ağrı Dağı turizm hareketi birkaç yılda inancın kendi iç çelişkisiyle terörizme dönüşmüştür.</p>
<p>Bahsetmiştim,  Alman Hukuk Sistemi, Parrot çıkışını resmi çıkış kabul eder. Avrupa Birliği, Sovyetler Birliğinin yeni bir versiyonundan ibarettir,  AB aynı sebeplerle kaosa dönüşüp dağılacaktır.</p>
<p>Ararat’ın itibarı resmen iade edilmeli, Parrot çelişkisi giderilmelidir. <strong>Devlet otoritesi asla çıkılmamalıdır.</strong> Bu, devletin kendini iptal etmemesi, devletin bekasıdır. Bu devlet otoritesinin insan onurunun çıkılmazlığına istinatlanmasıdır.</p>
<p>Eki:  Ararat’ın İtibarı adlı kitap</p>
<p>Dağıtım: Anayasa Uzlaşma Komisyonu Başkan ve Üyeleri; Sn. Cemil Çiçek. Sn. Ahmet İyimaya, Sn. Mehmet Ali Şahin, Sn. Mustafa Şentop, Sn. Bedii Süheyl Batum, Sn. Atilla Kart, Sn. Rıza Mahmut Türmen, Sn. Tunca Toskay, Sn. Oktay Öztürk, Sn. Faruk Bal. Sn. Ayla Akat Ata, Sn. Altan Tan, Sn. Sırrı Süreyya Önder</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/ulvi-kanuna-gore-anayasa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR DEVLET İKİ MİLLET</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/bir-devlet-iki-millet.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/bir-devlet-iki-millet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 11:44:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafabilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[1990 yılında komünizm çöktü.
Ertesi yıl Genel Kurmay Başkanlığından bir beyanat duyuldu: Düşman Kuzeyden Güneydoğu’ya kaymıştır. Devlet Millet her şey bu beyanata göre şekillendi. Sıkıyönetim genişletildi Güneydoğu illeri sıkıyönetim kapsamına alındı, giderek Doğu illeri savaş alanı olmaktan çıktı, Güneydoğu savaş alanı oldu.
Almancada bir deyim vardır: Boyun ne tarafa çevrilirse göz onu görür. O güne kadar Rusya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1990 yılında komünizm çöktü.</p>
<p>Ertesi yıl Genel Kurmay Başkanlığından bir beyanat duyuldu: Düşman Kuzeyden Güneydoğu’ya kaymıştır. Devlet Millet her şey bu beyanata göre şekillendi. Sıkıyönetim genişletildi Güneydoğu illeri sıkıyönetim kapsamına alındı, giderek Doğu illeri savaş alanı olmaktan çıktı, Güneydoğu savaş alanı oldu.</p>
<p>Almancada bir deyim vardır: Boyun ne tarafa çevrilirse göz onu görür. O güne kadar Rusya olan düşmanımız, o gün itibariyle Kuzey Irak oldu. Hiç kimse, hiç birimiz düşünemedik “Ne dandik düşmanımız var, bir günde tası tarağı topladı, Kuzeyden Güneydoğuya taşındı”.  Bütün kalıplar Kuzey Irak’ın düşman olduğu politikasına dönüştü. Ancak konumuz bu değil.</p>
<p>1990 yılında Mardin Süryani şehri idi, Mardin de Kürt yoktu. Bugün Mardin de Süryani yok. Mardin Kürt şehri.  Ahmet Türk Mardinli, Altan Tan Midyatlı oldular.</p>
<p>İki kuşak öncesine kadar Ermenistan olduğu ileri sürülen toprakların bugün Kürdistan olarak kabul edilmesi dayatılıyor.</p>
<p>Süryaniler, Ermeniler,  bildiğimiz bilmediğimiz nice millet kovuldu sürüldü yok oldu. Kürtler kardeşimiz kabul edildi. Kürtler kültürel farklılığımız ve kültürel zenginliğimiz sayılıyor.</p>
<p>İki dil.<br />
Bir devlet iki millet.<br />
Kürtler kültürel zenginliğimiz.<br />
Çözüm olur deniyor, çözüm olur sanılıyor.<br />
Olmaz. Yürümez.</p>
<p>1982 yılında, Ağrı Dağında turizm olsun dendi.<br />
Devlet olarak, millet olarak var gücümüzle Ağrı Dağında turizm olmasını istedik, denedik ama olmadı, yürümedi.</p>
<p>Bir gün Ağrı Dağı  kabe gibi dünyanın en hareketli turizm merkezi olacaktır. Ama bizim olacağını sandığımız şekilde olmadı yürümedi.</p>
<p>Hangi sebeplerden Ağrı dağında turizm olmadı, yürümedi ise aynı sebeplerden;</p>
<p>İki dil,<br />
Bir devlet iki millet,<br />
Kürtler kültürel zenginliğimiz,<br />
Olmayacak, yürümeyecek…</p>
<p>Mihenk taşı orada.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/bir-devlet-iki-millet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİVİL ANAYASA</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/sivil-anayasa-2.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/sivil-anayasa-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 11:51:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[1829 yılında, Lituanyalı, Rus Almanı,  bir Profesör Ararat’ın tepesine bir tabela dikti.
Bir Rus generalin emri doğrultusunda dikilen bu tabela ile
“Ulvi Kanun” iptal edildi,
Mülkiyet inkâr edildi,
Vatandaş devlete sadakate mükellef oldu,
Prof. Parrot peygamberin yerini aldı,
Devlet kutsallaştı,  devlet inanç oldu dinin yerini aldı,
Asker, yargı, bürokrat dokunulmaz oldular.
150 yıl devletçilik veya komünizm ideolojisi dünyanın yarısına hakim oldu.
Parrot inancı (devletçilik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1829 yılında, Lituanyalı, Rus Almanı,  bir Profesör Ararat’ın tepesine bir tabela dikti.</p>
<p>Bir Rus generalin emri doğrultusunda dikilen bu tabela ile</p>
<p>“Ulvi Kanun” iptal edildi,<br />
Mülkiyet inkâr edildi,<br />
Vatandaş devlete sadakate mükellef oldu,<br />
Prof. Parrot peygamberin yerini aldı,<br />
Devlet kutsallaştı,  devlet inanç oldu dinin yerini aldı,<br />
Asker, yargı, bürokrat dokunulmaz oldular.<br />
150 yıl devletçilik veya komünizm ideolojisi dünyanın yarısına hakim oldu.</p>
<p>Parrot inancı (devletçilik, komünizm) çelişkili bir inançtır. Parrot diktiği tabela ile -öz olarak – bundan böyle devlet otoritesi çıkılamaz der, ben çıktım diyerek çıkılamaz dediği otoriteyi iptal (inkar) eder. Devlet  çelişkisini göremiyor ve kendi kendini iptal ediyor.</p>
<p>1990 yılında komünizm kendi iç çelişkisiyle kendini iptal etti, çöktü.</p>
<p>1990 yılında en büyük komünist devlet kendini iptal etti fakat bizim de takipçisi olduğumuz devletçilik yok olmadı,  sadece şekil değiştirdi.</p>
<p>Sovyetler Birliğinin yerini Avrupa Birliği aldı  (Alman hukuk sistemi Prof. Parrot’un Ararat çıkışını resmi çıkış kabul eder. Avrupa Birliği Sovyetler Birliğinin yeni bir modelidir, sistem aynıdır, devlet esastır).</p>
<p>1982 yılında Ağrı Dağı resmi olarak turizme açıldı ve biz orada ülke olarak bir turizm deneyi yaşadık.</p>
<p>Devlet turiste bir protokol ile –görünüşte- resmen dağa çıkış izni vermişti. Bu protokol ile Dağ Turizmi yaptığımıza inanmıştık. Protokole katılan makamların temsilcileri her yıl toplanır, protokol günün koşullarına uyarlanır, yeni protokol metni yayınlanırdı. Protokol 3-5 yıl içinde devletin bütün kurumlarının görüşü alınan, 170 imza gerektiren, inanılmaz bir bürokrasiye dönüştü.</p>
<p>Devletin Türk, Kürt, Ermeni, Azeri veya Turist ayrımı yok. Devlet herkese eşit davranır, herkesi kendisine aynı derecede düşman görür.  Devletin başka türlü inancı (yapılanması) yok. Protokolü İçişleri Bakanlığı İran İstihbaratı, Kaçakçılık ve Göçmen dairesi yürütüyordu. Turisti düşman gören yapılanma ile turizm yapılamayacağını anlamadık.  10 yıl içinde,  turizm bürokrasiye, bürokrasi otorite karmaşası ve teröre dönüştü dağ kapandı.</p>
<p>1982 -1992 Turizm deneyimi Parrot inancını dağa bire bir uygulanışıdır, devlet yapılamasının bire bir maketidir.</p>
<p>Büyük Ağrı Dağını, dağın mesajlarını, kutsiyetini, Prof. Parrot’u en iyi bilmek zorunda olan biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır.</p>
<p>Araratın itibarı resmen iade edilmeli, Parrot inancındaki çelişki giderilmeli, inancın aslına paralel olarak “Devlet Otoritesi”nin asla çıkılmaması resmi görüş olmalıdır.</p>
<p>Dağ,  inancın aslına göre turizme yeniden açılmalıdır.</p>
<p>Dağ inancın aslına göre turizme açıldığında, Ararat Kabe olacak, insanlık o dağdan çok şey öğrenebilecek, (Geminin parçası insanların öğrenme ihtiyacına karşılık verilmiş), Anayasa “Ulvi Kanun”a göre yapılabilecektir.</p>
<p>Mülk adaletin temelidir.<br />
Devlet vatandaşın mülkünü ve mahremiyetini korumakla mükelleftir.</p>
<p>Anayasanın birinci maddesi böyle olmalıdır, Ulvi Kanun böyle diyor.</p>
<p>Ararat’ın mesajlarının bilinmesiyle  “Sivil Anayasa”nın istinatları bulunacak ve başka bir dünya şekillenecektir…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/sivil-anayasa-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DEVLET DAĞA ÇIKTI</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/devlet-daga-cikti.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/devlet-daga-cikti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 19:49:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[1829 yılında Rus-Almanı Prof. Parrot iki Ermeni, iki Rus asker ve bir dekan ile üçüncü denemesinde dağa çıkar. Dağa en önde üst üste üç cübbe giyen dekan Abovyan çıkar. Abovyan yanında getirdiği kaba kiliseye koymak üzere kutsal buz parçaları koyar, haçı aşağıda Ahura köyünden de görülebilecek bir yere diker ve dağdan inerler.
Ermeni askerlerden biri muhtemelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1829 yılında Rus-Almanı Prof. Parrot iki Ermeni, iki Rus asker ve bir dekan ile üçüncü denemesinde dağa çıkar. Dağa en önde üst üste üç cübbe giyen dekan Abovyan çıkar. Abovyan yanında getirdiği kaba kiliseye koymak üzere kutsal buz parçaları koyar, haçı aşağıda Ahura köyünden de görülebilecek bir yere diker ve dağdan inerler.</p>
<p>Ermeni askerlerden biri muhtemelen kilisenin baskısıyla “<strong>Çok çok yukarılara çıkıldı fakat en yukarılara çıkılmadı, herkes de böyle söyledi</strong>” der.</p>
<p>Tiflis gazetelerinde çıktı &#8211; çıkılmadı tartışması başlar. Dr. Parrot, dağın enini, boyunu, yüksekliğini ölçmüş, dağın taşını toprağını in­celemiş, analiz etmiş, takvime saate bakmış, <strong>1829 yılında, 27 Ey­lül günü, saat üçü çeyrek geçe zirveye çıkmıştır</strong>, vessepet. Dr. Parrot, ilme ve irfana inanan bir profesördür. Mr. Tournefort gibi aydın insanların bile dağa çıkılmayacağına inanmasını dogma olarak nitelemektedir. Böylece Dr. Parrot, dağa çıktığına dair, din adamla­rına karşı adının şerefini ortaya koyar.</p>
<p>Bir yıl sonra Dr. Parrot, “<strong>Aslında bu dağa çıkılmadı</strong>”ğı, dağın çevresinde genel inancın böyle olduğu haberini alır.</p>
<p>Çar Nikola, tartışma konusu olan dağı görmek için Erivan&#8217;a gelir. Muhtemelen uygunsuz bir mevsimde gelen Çar, dağı göremez (Dağın üstündeki sis veya bulut perdesi dağılmaz). Dağı görmek için bir kaç günden beri Erivan&#8217;da bekliyen Çar dağa küser, “<strong>Yüzünü bile göstermeyen dağın onuru olamaz</strong>” der, üzgün ve kırgın olarak St. Petersburg&#8217;a geri döner <em>(A. Renz).</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>1836 yılında Çar Nikola&#8217;nın emirleri ile Ermeni okulları kapatılır. Rusca remi dil ilan edilir. Açıkta, orta yerde iki Ermeninin birbiri ile Ermenice konuşması yasaklanır. Kilise ve Ermeniler, üzerine baskı giderek öyle boyutlara ulaşır ki, Ermeniler “<strong>Ruhum Rusya&#8217;da ölece­ğine, bedenim Türkiye’de ölsün</strong>” der (<em>Türkiye&#8217;de toptan vatan haini ilan edilip Doğu Anadolu&#8217;dan sürülürler</em>) <em>(A. Renz)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>1840 yılındaki depremle  Ahura köyü manastırlarla birlikte toprak al­tında kalır.</p>
<p>1844 yılında, Dr. Parrot&#8217;un ölümünden iki yıl sonra, aynı üni­versitede Dr. Parrot&#8217;un yerine geçen ve gene devlet adına bölgeye gönderilen, Dorpat Üniversitesi Profesörlerinden diğer bir Rus &#8211; Almanı Prof. O. W. Hermann Abich “<strong>Ahura tamamen imha oldu, kökü kazındı.</strong>” raporunu verir.</p>
<p>Prof Parrot, 1826 yılında Erivan Valisi olup Erivansky lakabı alan Rus General Ivan Paskevich Erivansky’nin koruması ve emirleri doğrultusunda dağa gelmiştir.  Litvanya&#8217;dan yanında getirip dağın tepesinde haça çaktığı 13,5 kg ağırlığındaki kurşun dökme plakette,</p>
<p><strong>Nicolao Pauli filio<br />
totius Rutheniae autocratore<br />
jubente<br />
hoc asylum sacrosanctum<br />
armata manu vindicavit<br />
fi dei Christianea<br />
Joannes Friederici filius<br />
Paskewitsch ab Erivan<br />
Anno Domini MDCCCXXVI</strong></p>
<p>Yazılıdır (Çar Nikola’nın emirlerine sadık ol. O bütün Rusya’da en büyük otoritedir. General İvan Paskevich Erivansky Hıristiyan dini adına, bu kutsal yeri silahının gücüyle mülkiyetine almıştır. Yıl 1826). Prof. Parrot Rus İmparatorluğu devlet danışmanı (Anayasa profesörüdür).</p>
<p>İnancı, kültürü, varı yoğu ile biz bu dağı miras aldık.</p>
<p>1982 yılında Genelkurmay başkanlığının müsaadeleri ile Büyük Ağrı Dağı turizme açıldı&#8230;</p>
<p>Turistik ve Sportif Amaçlı Protokol önce 170 imza gerektiren muazzam bürokrasiye daha sonra teröre dönüştü ve 1992 de dağ kapandı.</p>
<p>Biz o zamanlar Prof. Parrot&#8217;u dağa ilk çıkan  kişi olarak bilirdik. General İvan, dağın tepesine diktilen plaket, şu bu ortada yoktu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/devlet-daga-cikti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AHMET ALTAN’IN “BİR ÖNERİ”Sİ</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/ahmet-altan%e2%80%99in-%e2%80%9cbir-oneri%e2%80%9dsi.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/ahmet-altan%e2%80%99in-%e2%80%9cbir-oneri%e2%80%9dsi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 08:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/ahmet-altan%e2%80%99in-%e2%80%9cbir-oneri%e2%80%9dsi.html</guid>
		<description><![CDATA[İkinci dünya savaşıyla Almanya ve Japonya sıfır virgül hiç oldular.
Ülkeleri yerle bir oldu, orduları dağıldı, kayıtsız şartsız teslim oldular. Sıfır virgül hiç oldular, hiç yani hiç.
Sıfır virgül hiç – null Komma nichts – Almanca bir deyim, solda sıfır demek. Geçersiz, değersiz, hiç, yani solda sıfır iki ülke.
Sıfır virgül hiç veya solda sıfır iki ülke, insan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci dünya savaşıyla Almanya ve Japonya sıfır virgül hiç oldular.</p>
<p>Ülkeleri yerle bir oldu, orduları dağıldı, kayıtsız şartsız teslim oldular. Sıfır virgül hiç oldular, hiç yani hiç.</p>
<p>Sıfır virgül hiç – null Komma nichts – Almanca bir deyim, solda sıfır demek. Geçersiz, değersiz, hiç, yani solda sıfır iki ülke.</p>
<p>Sıfır virgül hiç veya solda sıfır iki ülke, insan ömrünün yarısı kadar bir zamanda nasıl bir mucizeyle dünyanın en gelişmiş ülkeleri oldular.</p>
<p>Mucizeyi Almanların ve Japonların (tesadüfen ikisinin de) çok disiplinli ve çalışkan ırklar ve köklü kültürel geçmişleri olduğuna bağlayanlar var. Disiplinli, çalışkan, kültürel geçmiş ve birikimleri olduğu doğrudur.  Fakat bunlar yeterli olamayacaktı.</p>
<p>Biz de dünya imparatorluğu idik, gerektiği kadar kültürel birikimiz vardı. Bugün Almanya’da en çalışkan olanların Türk işler olduğu kabul ve takdir ediliyor, Doğu Alman yerine Türk işçi tercih ediliyor. Yani çalışkanlığımız da yabana atılamaz. Ancak, savaşları geride bırakalı 100 yıl oluyor ama biz hala gelişmiş ülkeler arasında değiliz,  biz hala sefilleri oynuyoruz.</p>
<p>Eğer, İş Bankasının ifadesiyle cep telefonu faturasında %93 vergi ödeselerdi, Sakıp Ağa’nın ifadesiyle bir malın üzerinde 37 kalem vergileri olsaydı, vs. vs. vergiler ile boğazları sıkılsaydı Almanlar ve Japonlar Sefilleri bugün bizden daha disiplinli oynayamazdı.</p>
<p>Savaştan sonra Almanlar ve Japonlar böyle vergiler ödemediler. Ödemediler çünkü galip devletler bu iki ülkeyi cezalandırdı, ordu kurmalarına izin vermedi, orduları olmadı.</p>
<p>Biz her yıl bütçemizin yarısı milyarlarca doları orduya ayırırken Almanlar ve Japonlar bu paraları yatırımda refahta kullandılar. Böylece Almanya ve Japonya aldı başını gitti, adı Alman ve Japon mucizesi oldu.</p>
<p>Yan komşumuz Yunanistan, tarihi kültürü, iklimi, toprağı her şeyi var. Bütün Avrupa Yunan Kültürü hayranıdır, yani petrol geliri gibi turizm gelirleri var. Tüm gelirini ordusuna ayırmış, bu günlerde battığı konuşuluyor.</p>
<p>Demek oluyor ki ordu ülkelerin kalkınma ve refahının önünde en büyük takoz, hele de orantısız ve veya kontrolsüz iseler.</p>
<p>Sayın Ahmet Altan devletin halini, temizlik yapılacak bir evin haline benzetiyor, büyük teyzemin deyimiyle, “her yer, her yerde” diyor. Herkes önerisini söylesin evimize bir çeki düzen verelim diyor.</p>
<p>Çok mantıklı. Yani, herkes sadece eleştirmesin öneri de getirsin.</p>
<p>O yazıdan esinlenerek yazıyorum:  Orduya ayrılan bütçe nasıl azaltılıp refah ve kalkınmaya yönlendirilir.</p>
<p>Öneriye gelelim:</p>
<p>Askerlik süresi ister bir sene ister iki sene olsun. Bu sürenin askerlikle ilgili kısmı 3 haftadır. Bunu hepimiz biliriz. İlk üç hafta, kullanılan silahın özellikleri, nasıl kullanılacağı öğretilir, askerlikle ilgili temel eğitim verilir. Üçüncü haftanın sonunda silahlar üstüne yemin edilir ve askerliğin askerlik ilgili kısmı biter. Bundan sonrası halkın deyimiyle “bir yumurtayı dokuz kişiyle yuvarlamak”tır.</p>
<p>Rahmetli babamın Almanya’da işçi olduğu günlerde yazları ziyaretlerine giderdim. Bir gün oradaki ev sahibimizin oğlu bavulunu hazırlamış kapıda duruyor. Hayrola nereye dedim. Askere gidiyorum dedi, yeni bir silah çıkmış, eğitimini vereceklermiş, on gün sonra döneceğim&#8230;</p>
<p>Ben M1 piyade tüfeği ile eğitim aldım. Belki ben terhis olduğum yıl bu silah ordudan kaldırıldı. Fakat 40 yaşıma kadar her yıl şubeye görünüp hazır asker yoklaması oldum. Göreve çağrılsam bana verilen silahı kullanabilecek miydim? Kim tekrar göreve çağırıldığında eğitimini gördüğü silahı bulabilecek ve yararlı olabilecek.</p>
<p>Askerlik 3 hafta olsun. Temel eğitip bitip yemin edilince askerlik de bitsin. Devlet boşa asker beslemesin, gençler boşa ekonomiden veya hayattan kopmasın. Askerden sonra boşa yoklama yerine terhis edilen gençler her sene 10-15 günlüğüne eğitime çağrılsın ve bilgileri güncellensin. Detaylar teknik işlemlerdir ancak şu söylenebilir. Terhis olan asker iki defa daha eğitime çağrılsa devletin elinde bugünkünün bile iki katı işe yarar hazır ordu var demektir.</p>
<p>Bir Rus generalin bir tarihte “Bu orduyu bizim için besliyorsanız çok az, diğer komşularınız için besliyorsanız çok fazla” dediği söylenir.  Ordumuz komşularımız için orantısız derecede büyüktür. Diyelim biz bu kadar büyük orduyu Rusya’ya karşı besliyorduk. 1990 yılında Rusya dağıldı. Ordu o zaman en az yarı yarıya küçültülmeli idi. Böyle bir şey gündeme gelmedi.</p>
<p>Bunun yerine şöyle bir şey oldu.</p>
<p>1990 yılında komünizm kendini feshetti.</p>
<p>1992 yılında Genelkurmaydan bir beyanat duyuldu: Düşman Kuzeyden Güney-doğuya kaymıştır.</p>
<p>Düşman Kuzeyden Güney-doğuya kaymıştır.</p>
<p>Hiç kimse, hiç birimiz ne dandik düşmanımız var, düşman nasıl bir günde Kuzeyden Güney-doğuya taşınıverdi diye düşünemedi.  Bütün ülke, parlamentosu, yazarı çizeri (istisnalar hariçtir) emri aldı. Ohal  Güney-doğu illerinde yoğunlaştı. Sıkıyönetimler, sınır öteleri her şey o emre göre gelişti&#8230;  Neticede, Kürdistan fiilen genişledi. 25 yıl önce Mardin’de Kürt yoktu. Bugün Mardin’de Süryani yok. Birleşmiş Milletler Sekreteri (Cruyff tipli Hollandalı) 1 milyon 200 bin sığınmacı çok fazla diyordu. Bir zaman sonra Ermeni sorunu gibi Süryani sorunu da olacaktır. Bu paragraf inanılması güç garip bir hikâye.</p>
<p>Özet olarak, ordumuzun milletimiz üzerindeki ağırlığı hem ekonomik hem ideolojik ve politik olarak çok fazla. Milletin geleceği için ordunun önce ekonomik yükünün azaltılması gerekir.</p>
<p>Eve çeki düzen vermek için benim önerim böyle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/ahmet-altan%e2%80%99in-%e2%80%9cbir-oneri%e2%80%9dsi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Darbe Anayasası</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/darbe-anayasasi.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/darbe-anayasasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 15:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Sn. Hikmet Sami Türk
Sn. İbrahim Kaboğlu
Sn. Selim Uslu (Hak-İş)
Mülkiyet ve mahremiyet kutsaldır.
Devlet vatandaşının mülkünü ve mahremiyetini korumakla yükümlüdür.
Ulvi kanun böyle diyor. Anayasanın birinci maddesi böyle olmalıdır. Böyle olunca Laz Hikmet veya Kürt Ahmet’in “Türk” olmak veya olmamak gibi gaye ya da kaygıları olmayacaktır.
Bugün (20.12.09) Cine5 te  açık oturumunuzu izledim. Bir söz özellikle ilgi çekiciydi. Merhum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center">Sn. Hikmet Sami Türk<br />
Sn. İbrahim Kaboğlu<br />
Sn. Selim Uslu (Hak-İş)</p>
<p><em>Mülkiyet ve mahremiyet kutsaldır.<br />
Devlet vatandaşının mülkünü ve mahremiyetini korumakla yükümlüdür.</em></p>
<p>Ulvi kanun böyle diyor. Anayasanın birinci maddesi böyle olmalıdır. Böyle olunca Laz Hikmet veya Kürt Ahmet’in “Türk” olmak veya olmamak gibi gaye ya da kaygıları olmayacaktır.</p>
<p>Bugün (20.12.09) Cine5 te  açık oturumunuzu izledim. Bir söz özellikle ilgi çekiciydi. Merhum Prof. Orhan Aldıkaçtı &#8220;Yaptığımız Anayasalar darbe anayasalarıdır, gücünüz yetiyorsa devrim yapın demiş&#8221;.  Ne güzel özet.</p>
<p>Oturumda sık sık sık AB normlarına, AB uyumuna vurgu yapıldı. Oysa Avrupa Birliği, tıpkı daha yeni model araba gibi eski Sovyetler Birliğinin bir gömlek yeni modelidir.  Zira AB topluluğunun başını çeken Alman Hukuk sistemi de Sovyetler Birliğinin temelini oluşturan Prof. Parrot inancına dayanır. General Erivanski talimatlı Prof. Parrot Anayasası ise Ararat’ın tepesine çakılmış plakette yazılıdır.</p>
<p>Biz ülke olarak Ararat’ta bir deney yaptık. Genelkurmay Başkanlığı müsaadeli, “resmi turizm”.</p>
<p>1982 yılında Genelkurmay Başkanlığının koyduğu ve her yıl günün koşullarına uyarlanan, sonunda 170 imzalara ulaşıp tıkanan ve teröre dönüşen  “turistik protokol”ün yerine bu gün nasıl bir sivil düzenleme getirilebilir?</p>
<p>Polemiksiz bir olgu “turizm”.<br />
Genelkurmay talimatlı bir protokol “Turistik ve Sportif amaçlı Protokol”.<br />
Bütün inançlarımızı, devlet yapılanmamızı “maket” olarak ortaya koyuyor.<br />
Ben “denek” idim, olguyu bir kitapta topladım.</p>
<p>“Maket” üzerinde Prof. Parrot’un yanılgısını (açmazını, çelişkisini) görebilir,  iki devire de şahit olmuş Anayasa profesörlerimiz olarak sizler merhum Prof. Aldıkaçtı’nın işaret ettiği ülkemiz için devrim şansımız olabilir, yapacağınız Anayasa ile AB ye de “normlar”  önerebilirsiniz (kökü bizde inanç).</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla,<br />
Mustafa Bilgili</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/darbe-anayasasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivil Anayasa</title>
		<link>http://www.araratinitibari.com/blog/sivil-anayasa.html</link>
		<comments>http://www.araratinitibari.com/blog/sivil-anayasa.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 14:32:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Bilgili</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.araratinitibari.com/blog/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[Devletin isteği çabası nafile.
Kürtlerin isteği çabası nafile.
Demokratik açılım çözüm olamayacak  (bir önceki yazı).
Peki ne?
Peki, ne sorusunun cevabı Sivil Anayasa.
Peki, Sivil Anayasa nedir?
Nicolao Pauli filio
totius Rutheniae autocratore
jubente
hoc asylum sacrosanctum
armata manu vindicavit
fi dei Christianea
Joannes Friederici filius
Paskewitsch ab Erivan
Anno Domini MDCCCXXVI
Prof. Parrot kimdir. Silahının gücü ile dayattığı Anayasa insanlığa ne getirmiş ne götürmüştür?
Sivil Anayasa bugün hala neden yapılamaz?
Ülke [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devletin isteği çabası nafile.</p>
<p>Kürtlerin isteği çabası nafile.</p>
<p>Demokratik açılım çözüm olamayacak  (bir önceki yazı).</p>
<p>Peki ne?</p>
<p>Peki, ne sorusunun cevabı Sivil Anayasa.</p>
<p>Peki, Sivil Anayasa nedir?</p>
<p align="center">Nicolao Pauli filio<br />
totius Rutheniae autocratore<br />
jubente<br />
hoc asylum sacrosanctum<br />
armata manu vindicavit<br />
fi dei Christianea<br />
Joannes Friederici filius<br />
Paskewitsch ab Erivan<br />
Anno Domini MDCCCXXVI</p>
<p>Prof. Parrot kimdir. Silahının gücü ile dayattığı Anayasa insanlığa ne getirmiş ne götürmüştür?</p>
<p>Sivil Anayasa bugün hala neden yapılamaz?</p>
<p>Ülke olarak resmen, fiilen bir turizm deneyimimiz oldu.</p>
<p>Kürt meselesi, Ermeni meselesi, şu bu değil polemiksiz bir olgu &#8220;turizm&#8221;</p>
<p>Genelkumay Başkanlığı müsaadeli Büyük Ağrı Dağında resmi turizm neden nasıl mümkün olmadı?..</p>
<p>Orada bir dağ var uzakta, o dağda sivil turizm ile Sivil Anayasa şekillenecektir&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.araratinitibari.com/blog/sivil-anayasa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

